MESEM Uygulaması: Mesleki Eğitim mi, Sömürü Düzeni mi? 13 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi ile Öğrenci Sendikası işbirliğiyle düzenlenen “Sistematik Çocuk İşçiliği ve MESEM’le Mücadele” konulu panel, İstanbul Barosu Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu’nun yaptığı etkinlikte, çocuk işçiliği ve MESEM uygulamaları, çocuk hakları, denetimsizlik, iş kazaları ve öğrencilerin yaşadığı sömürü konuları derinlemesine incelendi.
Çocuk işçiliğiyle mücadele yolları neler? Panelde konuşan İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Kardelen Ateşci, çocukların sadece koruma altında olmaları gereken bireyler değil, aynı zamanda kendilerini ilgilendiren konularda söz sahibi olan hak özneleri olduğunu dile getirdi. Ateşci, çocuk işçiliğinin yalnızca ekonomik bir mesele değil, doğrudan çocuk hakları sorunu olduğunu vurguladı. MESEM uygulamalarında “eğitim” ile “emeğin sömürülmesi” arasındaki sınırların giderek belirsizleştiğini ifade eden Ateşci, “MESEM denildiğinde akla yalnızca eğitim gelmiyor, aynı zamanda iş cinayetlerinde hayatını kaybeden çocuklar, pres makinelerine sıkışıp kalan çocuklar ve yüksekten düşen çocuklar geliyor” dedi. Ayrıca, İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak MESEM hakkında hak arama rehberi hazırladıklarını ve çocuk işçiliği ile ilgili çeşitli yayınlar ve savunuculuk faaliyetleri yürüttüklerini de aktardı.
Öğrenci Sendikası: MESEM, Sömürü Mekanizması Öğrenci Sendikası adına konuşan Pelin Yıldız, MESEM’in yalnızca kağıt üzerinde mesleki eğitim programı olarak sunulduğunu ancak gerçekte çocuk işçiliğini yasal bir çerçeveye oturtan bir mekanizmaya dönüştüğünü belirtti. Yıldız, MESEM kapsamındaki çocukların haftada bir gün okulda, dört gün ise iş yerinde bulunması gerekirken, sahada daha uzun sürelerle çalıştırıldığını dile getirdi. Gebze’de gerçekleştirilen bir ankete göre çocukların önemli bir kısmının haftada 6 ya da 7 gün çalıştığını ifade etti.
MESEM’li Öğrencilerin Durumu: Haklarını Bilmiyor Panelde söz alan bir MESEM’li öğrenci, çoğu zaman öğrencilerin haklarından haberdar olmadığını ve ekonomik zorluklar yaşayan veya okullarda başarısız görülen çocukların yönlendirildiğini aktardı. Bir arkadaşının annesine ve kardeşine bakmak için günde 15 saat çalışmak zorunda kaldığını söyleyen öğrenci, “Hiçbir çocuk böyle bir tempoda çalışmak istemez. MESEM’li arkadaşlarımıza haklarının ne olduğunu ve bu hakları nasıl savunacaklarını öğretmeliyiz” dedi.
Denetimlerin Gerçekliği MESEM’li öğrenci, iş yerlerindeki denetimlerin genellikle önceden haber verilerek yapıldığını ve bu durumun gerçek çalışma koşullarını gizlediğini belirtti. Denetim öncesinde ustaların bilgilendirildiğini, çocukların kıyafetlerinin düzeltilip çalışmaları gereken bölümlere yönlendirildiğini açıklayan öğrenci, bu nedenle denetimlerin gerçek durumu yansıtmadığını ifade etti. “Türkiye’deki mesleki eğitim programı bir sömürü düzeninden başka bir şey değil. Öğrenciler iş öğrenmek umuduyla gidiyor ama orada köleleşip evlerine dönüyorlar, hatta bazen hiç dönemiyorlar” dedi.
Sıradanlaşan İş Kazaları MESEM’li öğrenci, iş kazalarının öğrenciler için sıradanlaştığını dile getirerek, rapor çalışmaları sırasında bir arkadaşına “İş kazası geçiriyor musun?” diye sorduğunda, arkadaşının “İş kazası ne ki?” diye yanıt verdiğini aktardı. “Bir yerin kesilir, kanar, kırılır dedim. O da ‘Abi onlar bize her gün oluyor zaten’ yanıtını verdi” diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekti. Öğrencilerin talepleri arasında çocuk işçiliğinin yasaklanması ve eğitim hakkının güvence altına alınması yer alıyor.