İtalya’da Silvio Berlusconi’nin siyasi mirası tartışılıyor: ‘İlk popülist’, ‘Hayatı bir ulusun otobiyografisi’

Övgü Pınar
Roma

Dün 86 yaşında ölen eski İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, bıraktığı siyasi mirasla tartışılıyor. İtalya’da, iyi da da kötü, Berlusconi’nin ülkeyi değiştirdiği hususunda görüş birliği hakim. Ulusal ve uluslararası basında Berlusconi ağırlıkla popülizmin ve Trump tarzı siyasetin öncüsü olarak anılsa da bu görüşe itiraz edenler de bulunuyor.

Berlusconi’nin ölüm haberi bugün İtalya’da yayımlanan ulusal gazetelerin baş sayfalarını kapladı.

Corriere della Sera, “İtalya” manşetini attı.

La Repubblica, Berlusconi’yi manşetinden “İlk popülist” diye tanımladı.

La Stampa, Berlusconi’nin hayatının “Bir ulusun otobiyografisi” olduğunu yazdı.

Il Messaggero, Berlusconi’nin fotoğrafının üzerine “İtalyan rüyası” manşetini attı.

Berlusconi ailesinin gazetesi Il Giornale, eski başbakanın lakaplarından birine yer vererek “Son şövalye” başlığıyla çıktı.

Katolik kilisesinin gazetesi Avvenire ise “Yenilik yapan ve bölen lider Berlusconi’ye veda” manşetini kullandı.

Il Domani, Berlusconi’nin fotoğrafını “Bir İtalyan hikayesi” başlığıyla verdi ve baş sayfasından, “Tarih için büyük biri, ülke için felaket” diye yazdı.

Berlusconi’ye en muhalif tavrı sergileyen gazetelerden Il Fatto Quotidiano ise lakaplarından “muz”a atıfla “Muz cumhuriyeti” manşetiyle çıktı. Gazete baş sayfasından “Fininvest ve Haydi İtalya’nın kurucusu, 4 hükümetin başbakanı, vergi dolandırıcılığından hükümlü, mafya finansörü” diye tanımladığı Berlusconi’nin ölümünün ardından televizyonlarda yaygın şekilde övülmesini eleştirdi.


Ölümünün ardından Berlusconi’nin evinin önüne çiçekler bırakıldı

 

‘Baş-İtalyan Berlusconi’

Berlusconi döneminde La Repubblica gazetesinin yayın yönetmenliğini yapan, bugün gazetenin yazarlarından olan Ezio Mauro dün ölüm haberinin ardından yayımlanan analizinde, “Popülizmi icat eden baş-İtalyan Berlusconi öldü” diye yazdı.

Mauro şöyle devam etti:

“Dünya çapındaki popülizm dalgasının ve (eski ABD Başkanı) Donald Trump’ta vücut bulan, her şeyi yapmaya hazır modern egoist sağın öncüsü olduğu söylenebilir: Elitlere karşı tahammülsüzlük, resmi kültüre itaatsizlik, kuralların sürekli ihlali, politik doğruculuğun yerle bir edilmesi”.

Sağ popülizm ABD de dahil Batı demokrasilerinde yayılmadan önce İtalya’da ilk izlerinin Berlusconi ile görüldüğü İtalya dışında uluslararası basında da sık yapılan bir yorum.

Berlusconi ailesine yakın Il Foglio gazetesinin yayın yönetmeni Claudio Cerasa ise Berlusconi’nin Trump tarzı aşırılıkçılığın tam tersi olduğunu, popülistlere karşı bir engel teşkil ettiğini savunuyor. BBC Türkçe’ye konuşan Cerasa, Berlusconi’nin mirasını “Sağa, özgürlükleri savunmayı öğretti” diye açıklıyor.

Trump benzetmelerine Cerasa’nın yorumu şöyle:

“Berlusconi, aşırılıkçı politikaların düşmanı oldu. Eğer Donald Trump’ın aşırılıkçılığın, milliyetçiliğin, korumacılığın, Avrupa karşıtlığının ve bir şekilde anti-Atlantikçiliğin de bir sembolü olduğu gerçeğini kabul edersek Berlusconi Trump’ın tam tersini temsil ediyor.”

‘Hayal satıyordu’


Berlusconi, 1987

 

Berlusconi’nin popülistlere karşı bir engel teşkil ettiğini savunan Cerasa, “O komplo teorileri üreten biri değildi, onunki olsa olsa bir milyon iş ve çok yüksek emekli maaşları gibi illüzyonlar ve gerçekleştirilemeyecek vaatler sunan bir popülizmdir. Kabuslar dizayn etmeye takıntılı Trump’ın aksine Berlusconi bunu, hayal satmaya alışmış birinin iyimser tavrıyla yaptı” diyor.

Cerasa, Berlusconi’nin pandemi dönemindeki tavrını ve aşı karşıtlarının yanında yer almamasını, bugün iktidar ortağı olan milliyetçi sağ popülistlerin aksine bilimin yanında durduğunu da hatırlatıyor.

Öte yandan Berlusconi’nin “hayatı boyunca çok sayıda yalan söylediğini, seri bir yalancı olduğunu” da söyleyen Cerasa, buna rağmen illiberal kanatta yer almadığını, özgürlükleri savunduğunu vurguluyor.

‘Berlusconi öncesi ve sonrası’

Berlusconi’nin ardından en sık yapılan yorumlardan biri de “İtalya’yı değiştirdi” şeklinde.

La7 televizyon kanalında yayımlanan Otto e Mezzo (Sekiz buçuk) programının sunucusu Lilli Gruber, dün akşamki yayını Berlusconi’yi “İyi ya da kötü, İtalya’yı değiştirdi” sözleriyle anarak açtı.

La Repubblica gazetesi de özellikle medya kanalları vasıtasıyla gelen bu değişimi şöyle açıkladı:

“Canale 5, Rete 4 ve Italia 1 kanallarıyla alternatif bir televizyon modeli yarattı. Reklamla finanse edilen ve belirli Amerikan TV kanallarından ilham alan, grotesk ve kabalık karşısında şok olmayan hatta bazen bunu teşvik eden bir ticari model. Ülkemizdeki medeni, sosyal ve siyasi değişimlere eşlik eden (ve belki de bunları iyi veya kötü yönde teşvik eden) kırk yıllık yayın hayatı”.

Internazionale dergisi de, “Kimse inkar edemez: Berlusconi önce bir girişimci, sonra bir politikacı olarak bu ülkeyi derinden değiştirdi” dedi ve bu değişimi şöyle analiz etti:

“Lider ve halk arasında doğrudan bir ilişki fikrini yerleştirdi. Ve bununla İtalyan siyasi tarihi değişti. Birinci cumhuriyet döneminde İtalyanlar, rakip siyasi kültürler arasında ve dolayısıyla bir toplum fikri temelinde bölünmüştü. 1994 genel seçimlerinde Haydi İtalya’nın zaferiyle açılan ikinci cumhuriyet döneminde her şey değişti. Eski partilerin yerine, giderek daha çok bir lider figürü etrafında ve daha az toplum fikri üzerine inşa edilen örgütler kuruldu. Güç, giderek daha fazla kişisel bir mesele haline geldi.”

La Stampa gazetesinde yazan Lucia Annunziata’nın bu değişimle ilgili yorumu şöyle oldu:

“Hepimizi yeni dünyaya götürdü”.

“Şimdi Berlusconi hakkında 1000 tane farklı şey söylenecek, ama bunların hepsi nihayetinde tek bir hususta özetlenebilir: İtalyan siyasetinde bir Berlusconi öncesi bir de Berlusconi sonrası var”.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx