Güneş vitamini olarak bilinen D vitamini, yalnızca kemik sağlığı için değil, bağışıklık sistemi, kas fonksiyonları ve birçok metabolik süreç için de hayati önem taşıyor. Bu nedenle eksikliği önemsenmeli ve nedeni araştırılmalı.
İşte Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İdris Kuzu’nun, vücuttaki seviyesi basit bir kan testiyle tespit edilebilen D vitaminiyle ilgili açıklamaları:

İşte özellikleri
D vitamini, yağda çözünen ve vücudumuzda hormon benzeri görevler üstlenen önemli bir vitamindir.
En önemli kaynağı güneş ışınlarıdır. Güneşten gelen UVB ışınlarının ciltle temas etmesi sonucunda D vitamini sentezlenir.
Bunun yanı sıra bazı besinlerden ve gerektiğinde doktor tavsiyesiyle takviye preparatlardan da alınabilir. Vücutta aktif hale geldikten sonra kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler, kemik ve diş sağlığını korur, kasların sağlıklı çalışmasını destekler ve bağışıklık sisteminin düzenlenmesine katkı sağlar.
Vücut için önemli
D vitamini eksikliği sadece kemikleri ilgilendiren bir sorun değildir. Özellikle çocuklarda raşitizme, erişkinlerde ise kemik erimesi, osteomalazi (kemiklerde yumuşama) ve kırık riskinin artmasına neden olabilir.
Bunun yanında kas güçsüzlüğü, sık düşme, kronik yorgunluk, halsizlik ve yaygın kas-eklem ağrıları da D vitamini eksikliğinin önemli belirtileri arasında yer alır. Son yıllarda yapılan çalışmalar D vitamininin bağışıklık sistemi üzerinde de önemli etkileri olduğunu gösterilmektedir.
D vitamini, bağışıklık hücrelerinin sağlıklı çalışmasına destek olur.
Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla birlikte ele alınmalıdır.
Son çalışmalar neler söylüyor?
Bilim dünyasında D vitamini üzerine yapılan çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Güncel bilimsel veriler, D vitamini eksikliğinin giderilmesinin kemik sağlığı ve kas fonksiyonları açısından önemli yararlar sağladığını ortaya koyuyor. Özellikle yaşlı bireylerde yeterli D vitamini düzeylerinin düşme ve kırık riskini azaltmaya katkıda bulunduğu gösteriliyor. Bununla birlikte kalp-damar hastalıkları, kanser, diyabet veya enfeksiyonlardan korunmak amacıyla yüksek doz D vitamini kullanımını destekleyen yeterli bilimsel kanıt bulunmuyor.
Bu nedenle gereksiz yüksek doz kullanımından kaçınılması gerekiyor.
D vitamini önemli bir vitamindir ancak mucize değildir. Eksikliği mutlaka tedavi edilmeli, ancak gereksiz ve bilinçsiz kullanım yerine kişiye özel değerlendirme yapılmalıdır.
Düzenli takip, doğru beslenme, uygun güneşlenme ve hekim önerisiyle kullanılan takviyeler sağlıklı D vitamini seviyelerine ulaşmanın en güvenli yoludur.
Neden seviyesi yükselmez?
Toplumda en sık sorulan sorulardan biri de budur. Pek çok kişi düzenli güneşlendiği hatta takviye kullandığı halde D vitamini seviyelerinin yükselmediğini ifade etmektedir. Bunun nedenleri ise şöyle sıralanabilir:
– Günün büyük bölümünü kapalı alanda geçirmek, yüksek koruma faktörlü güneş kremleri, koyu ten rengi (Cilde rengini veren melanin pigmentinin UV ışınlarını emerek sentezi azaltması) D vitamini eksikliğine yol açabilir.
– Fazla kilo ve obezitede D vitamini yağ dokusunda tutulduğu için kandaki seviyesi beklenenden düşük kalabilir.
– Bağırsaklarda emilim bozukluğu yapan çölyak hastalığı, Crohn hastalığı ve bazı mide-bağırsak ameliyatları da D vitamini emilimini azaltabilir.
– Karaciğer (özellikle karaciğer yağlanması) ve böbrek hastalıkları, D vitamininin aktif hale dönüşmesini engelleyebilir.
– İleri yaşta emilim ve sentez azalması nedeniyle D vitamini seviyesini yükseltmek daha zordur Çünkü yaşla birlikte cildin güneşten D vitamini üretme kapasitesi ve bağırsakların vitamini emme yeteneği azalır.
– epilepsi ilaçları, bazı kortizon tedavileri ve bazı diğer ilaçlar D vitamini metabolizmasını etkileyebilir.
– Takviyenin düzensiz kullanılması, uygun dozda alınmaması veya yağ içeren bir öğünle birlikte tüketilmemesi de tedavinin etkinliğini azaltabilir.
– Magnezyum eksikliği de bir nedendir. Çünkü vücutta D vitamininin aktif hale gelmesi için magnezyum gerekir. Bu mineral kabak çekirdeği, badem, ıspanak, mercimek, nohut muz, avokado gibi besinlerde bolca bulunur.
Dolayısıyla D vitamini eksikliğinde sık güneşe çıkmak ya da yalnızca ilaç dozunu artırmak yerine altta yatan neden araştırılmalıdır.
Eksikliğinde ne yapılmalı?
Kan tahlilinde D vitamini düşük saptandığında ilk yapılması gereken, eksikliğin derecesini ve nedenini belirlemektir. Her hastaya aynı doz tedavi uygulanmaz.
Yaş, kilo, kronik hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden sağlık sorunları dikkate alınarak uygun tedavi planlanmalıdır.
Bazı kişilerde günlük düşük dozlar yeterli olurken, ileri eksikliklerde hekim kontrolünde yükleme tedavileri uygulanabilir.
Tedavi süresince gereksiz ve kontrolsüz yüksek doz vitamin kullanımından kaçınılmalıdır. Çünkü D vitamini fazlalığı da böbrek taşı, kalsiyum yüksekliği ve böbrek hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
BU ÖNERİLERE DİKKAT!
– D vitamini seviyesini artırmanın en doğal yolu kontrollü güneşlenmedir. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında, güneş ışınlarının uygun olduğu saatlerde yüz, kol ve bacakların belirli sürelerle güneş görmesi D vitamini sentezini destekler.
– Dengeli beslenme de önemlidir ancak besinlerle alınan D vitamini tek başına eksikliği gidermeye çoğu zaman yetmez. Bu nedenle beslenme, güneş ışığı ve gerektiğinde takviye birlikte değerlendirilmelidir.
– AYRICA yanında doktor önerisiyle uygun dozda D vitamini takviyesi kullanılabilir.
Hangi besinlerde bulunur?
D vitamini açısından en zengin besinlerin başında yağlı deniz balıkları gelir. Somon, uskumru, sardalya ve ton balığı önemli kaynaklardır. Yumurta sarısı, karaciğer, tam yağlı süt ve süt ürünleri ile D vitamini açısından zenginleştirilmiş sütler ve kahvaltılık gevrekler de katkı sağlayabilir.
Mantarın bazı türleri de D vitamini içerebilir. Ancak besinlerden alınan miktar çoğu zaman günlük ihtiyacın tamamını karşılamaz. Bu nedenle sofrada bu besinlere yer verilmesi önemli olmakla birlikte güneş ışığı ve gerektiğinde doktor kontrolünde takviye tedavisi de ihmal edilmemelidir.
