Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi öğrencileri, kadın cinayetlerine dikkat çekmek amacıyla Fen Fakültesi’nden Eğitim Fakültesi’ne yürüyüş düzenledi. Yapılan yürüyüş sonrası açıklama yapan öğrenciler, şüpheli ölüm ve faili meçhul dosyaların detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini vurguladı. Öğrencilerden Esra Pekür, bu etkinliğin sadece bir yürüyüş değil, aynı zamanda gerçeklerin gün yüzüne çıkarılması amacı taşıdığını ifade etti.
Pekür, “Kadınlar hayatlarını kaybediyor, çocuklar yeterince korunmuyor, gençler ise hayattan koparılıyor. Bunun ardından dosyalar kapatılıyor, deliller gizleniyor ve sorumlular korunuyor. Çünkü bu erkek egemen sistem, gerçeği açığa çıkarmaktan ziyade onu gizlemekten beslenmektedir. Gülistan, İpek, Narin, Rojwelat ve Rojin gibi hala aydınlatılmamış dosyalar, tesadüfler veya birkaç kişinin hatasından kaynaklanmıyor. Bu dosyalar, erkek egemen devlet anlayışının ve cezasızlık politikasının ürünüdür; münferit değil, cezasızlığı büyüten, erkek egemenliği koruyan ve adaleti siyasallaştıran bir sistemin sonucudur” dedi.
Cezasızlığın yeni trajedilere ve kayıplara neden olduğunu belirten Pekür, “Soruşturmaların etkin bir şekilde yürütülmemesi, gizlenen deliller, uzayan süreçler ve sessizlik, toplumsal adalet ve vicdan duygusunu zedelemektedir. Oysa yaşam hakkı kutsaldır ve her kayıp, her şüpheli ölüm, her faili meçhul dosya titizlikle araştırılmalıdır” diye konuştu.
Gülistan Doku’nun kaybolmasını da gündeme getiren Pekür, “Gülistan Doku dosyasının yıllarca aydınlatılmaması, devletin gücünün yetersizliğini değil, o gücün gerçeği gizleme işlevini yerine getirdiğini gösteriyor. Bu yüzden, bu karanlığı yaratan erkek egemen sistemi yıkmalıyız. Bu dosyada sorumlu olan herkes, validen emniyet müdürüne, rektörden sağlık müdürüne kadar sorgulanmalıdır. ‘Ucu nereye giderse gitsin’ diyorsanız, o uç nereye gidiyorsa oraya kadar gitmelisiniz. Gülistan ve katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar durmayacağız” ifadelerini kullandı.
Pekür, “Kadınların hayatını hiçe sayan erkek egemen politikalardan hesap soracağız. Yargıyı iktidarın bir aracı haline getirenlerden hesap soracağız. Delilleri gizleyen ve soruşturmaları sürüncemede bırakanlardan da hesap soracağız. Bizler, üniversite gençleri ve kadınlar olarak, özel savaş politikalarının karanlığına teslim olmayacağız. Üstü örtülmeye çalışılan kadın cinayetlerine ve şüpheli ölümlere sessiz kalmayacağız. Mücadelemizi kampüslerden sokaklara taşıyacak, her alanda büyüterek kadın devrimi ile taçlandıracağız.” şeklinde sonlandırdı.